Bir Diktatörün Çöküşü


Sanki kıyamet kopmuştu da bu sessizlik bu kıyametin ardından gelmişti. Böylesine bir sessizlik ve suskunluk, ancak kıyametten sonra olabilirdi. Düşman, her yeri yakıp yıkarak hedefine yaklaşıyordu. Büyük uğraşlar, savaşlar ve korkunç saldırışlar düşmanı durduramamış, içerdeki hainlerin de desteğiyle nihayet düşman Berline yaklaşmıştı. Berlini ele geçirmesi ve asıl hedefinde olan kişiyi ele geçirmesi artık bir an meselesi idi. Hedefte bulunan, zamanın en mağrur ve acımasız komutanı ise şimdi tamamen çaresiz durumdaydı. Hayatı, zekası ve acımasızlığını birleştirip milletlere saldırmak ve insanları öldürmekle geçen bu korkunç diktatör, şimdi metresinin Berlindeki evine gelmiş, buradan çıkmıyordu. Aynı zamanda adamlarından bilgi alıyordu. Bir tanesine sordu: - Ne oldu? Son durum nedir? Adam telaşlı cevap verdi: - Efendim! Düşman ordusu Berline girmek üzere. Bir an önce burayı terk etmeliyiz. Daha fazla zaman kaybedersek siz dahil hepimizin düşman birliklerinin eline geçip idam edilmesi kaçınılmaz olacaktır. Ele geçmek! İşte bu, geçmişin en mağrur diktatörüne çok yabancı gelmişti. O, ömrü boyunca hiç kimsenin eline geçmemiş, hep ele geçiren olmuştu. Kişiler ondan korkmuş, herkes onun sonsuz kudretine boyun eğmişti. Oysa şimdi, şu zavallı metresinin evine girmiş, buradan çıkamıyordu. Bir zamanlar bir tek emriyle koca ülkeyi savaşa süren diktatör, artık evin balkonuna çıkamıyordu. Şu ele geçmek ve yakalanmak korkusu, yıllarca kendisinin başkalarına yaşattığı bu korkuyu şimdi kendisi yaşıyordu. Bir an geçmişi düşündü; annesi ve babası, o çok küçükken ölmüştü. O da, yeteneği olduğu tek konuda verdiği eserleri, yaptığı resimleri satarak para kazanarak okumaya çalışıyordu. Kışın ise satamadığı resimleri yakalarak soğuktan korunmaya çalışıyordu. Nihayet büyüdü ve parasız olduğu için askeri okula girdi. Askeri okulda keskin zekası, pratik zihni ve gözü karalılığı ile kısa sürede dikkat çekmiş, yükselmesi zor olmamıştı. Daha sonra siyasete atılmış ve siyasete atıldıktan da çok kısa bir süre sonunda iktidar olmuştu. İşte artık kafasındaki düşünceleri gerçekleştirebilme fırsatını yakalamıştı. Artık, yıllardır kafasına koyduğu işleri yapacaktı. Karşısında duracak kimse de kalmamıştı. Çünkü iktidar olur olmaz ilk işi, kendisine muhalif olanları ortadan kaldırtmak olmuştu.Artık kimse ona karşı gelemiyor, onun ak dediğine hiç kimse kara diyemiyordu. İşaret parmağını havaya kaldırmasıyla milyonlar ölüme koşuyordu. Artık koca ülke sadece ona aitti ve her zaman ona ait olarak kalacaktı. Oysa şimdi; şimdi şu ucuz fahişenin evinde tıkılı kalmıştı... O, bunları düşünürken adamlarından biri içeri girdi: - Efendim, düşman ordu şu an itibariyle Berline girmiş bulunuyor. Eğer derhal kaçmazsak bizi ele geçireceklerdir. Korkunç diktatör durdu; kaçmak da neydi? Hayır! Bunu yapamazdı. Yıllarca uğruna cefa çektiği ülkesini bırakmayacaktı. Adamlarını azarladı: - Ne demek kaçmak? Bize, kendi ülkemizi bilerek ve isteyerek düşmana vermek mi yakışır? Hayır hayır! Bunu yapamayız. Çıkın dışarı, çıkın... Biraz sonra bu diktatörün ve metresinin bulunduğu odadan bir haykırış yükseldi: - Yapamayacaklar! Adolf HİTLERi ele geçiremeyecekler! Sonra iki el ateş sesi duyuldu. Askerler içeri girdiklerinde, asrın en büyük ve korkunç diktatörü olan Führer Adolf Hitleri ve metresini kanlar içinde yerde yatmış hâlde buldular. Kim derdi ki bin bir çeşit ölüm şekli icat eden bu kanlı diktatörün ölümü, kendi kafasına sıktığı bir kurşunda bulacaktı.
Okunma: 114 - Aldığı Oy: 0 - Gönderen:
Oy Ver:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

gönder Arkadaşına Gönder     yazdır Hikayeyi Yazdır

Yorumlar


Henüz yorum yazılmamış. İlk yorum yazan siz olmak istermisiniz ?

Yorum Yaz

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :

En Yeni Hikayeler

En Çok Okunanlar

En İyi Hikayeler