Karadenizli Bizim Temel Öldü Bölüm 1
1970li yılların çiçeği burnunda bir öğretmeni olarak, Trabzon Lisesinde derse girdiğim ilk sınıftayım. Sıralar üçerli, derslik büyük ve dopdolu.

Bende bir ürküntü, bende bir heyecan. Sanki bildiklerimi bilmiyorum. Konuşmayı da. Herkes ayakta komut beklemekte. Farkediyor, Oturun! diyorum. Oturuyorlar.

Nereden başlasam? Nasıl Türkçeciyim? Söz bulamıyorum. Saniyeler aleyhimde. Birden farkediyorum. Herkes bana bakıyormuş. Bakmayan yalnız bir öğrenci var. Ön sırada, önüne bakan biri.

Şaşkınlığımı öğrenciler bozuyor. İsmimi merak edip söz açıyorlar. Yavaş yavaş kaynaşıp anlaşıyoruz. A! Hemen öğretmen oluvermişim.

Ayağa kalkıyorum. Ne cesaret! Tahta ortasına doğru bir kaç adım... Hafiften bir güven. Kendimi tartıyorum. Tamam; rahatım. Ayakta durabiliyorum. Gizli ve sessiz bir kaç gülüşme oluyor. Meğer beni tartan yalnız ben değilim. Birden, ön sıralardaki önüne bakan öğrenciyi hatırlıyorum. O da artık, gizli bakışlarla beni izliyor.

Tamam! Bundan başlayalım. Adınız nedir? diyorum. Henüz cevap almadan, diğer sıralardan kaçamak gülüşmeler geliyor. İlkin ondan başladığım için mi gülüyorlar acaba?

Çok zaman sonra, bu soruyu kendim cevaplıyorum: Adın değil adınız diye sorduğum için gülüşmeler. Kaşarlanmış, çoğu iki yıllık öğrencilere, siz le değil, sen le hitap etmek gerekirmiş.

Nihayet, şaşkın ve mahçup öğrencinin ismini öğreniyorum: TEMEL

Aradan aylar geçiyor. Artık öğretmenim. Alıştıkça alışıyorum. Kışa girmek üzere nişanlandım. Evlilikle ilgili resmi işlemler için gittiğim yakın kazânın, o gün pazarı. Kalabalık arasında Bizim Temel onu artık böyle çağırıyorum. BİZİM TEMEL. İlkin ben onu görmüşüm. Temelin elinde yarılmış fındık dallarından örülü karnal denilen büyükçe bir saplı sepet. Simit dolu. Temel simit satıyor. Ah! Demek bu kadar muhtaç! Temel okulda öğleci. Okuldan önce, sabahleyin bu işi yapıyor olmalı. Harçlık çıkarıyor. diye düşünüyorum.

Yaklaşıyorum Temele. Simit alsam mahçup mu olur, sevinir mi acaba? Beni gördü işte! Yine suskun, yine başı öne eğik. Okul dışında Temeli ilk görüşüm bu. Hatırını soruyorum. Bilgi alıyorum. Temel babalı-analı. Evleri, dükkanları bile var. Ama o mahçup Temel, bu işi isteyerek ve kimseye yük olmamak için yapıyormuş. Meğer ne Temelmiş. Mahçup, suskun, sorumlu ve minnetsiz.


Hikayeler, hikaye, hikayesi, hikaye oku | http://hikayeler.chatlama.net